İndi İlâhide Huzur Namazı (Şiir)
İNDİ İLÂHİ’DE HUZUR NAMAZI
Orada güneş doğmaz, güneş batmaz,
En güzel güneşlerden daha parlak solmayan aydınlıklarda...
Her rengin, en güzel uyumunda içiniz ürperir,
Öylesine güzel renkler olur mu ki bu zavallı, cüce dünyamızda?
Nereden bileceksiniz altın tahtları, sıra sıra yaslanmış boşluğa...
Nereden bileceksiniz arşı tutan melekleri, görünmezler ki...
Hanginiz tarif edebilir Livayı Hamdi ve Sahibi’ni,
Tacıyla, tahtıyla, kılıcıyla, Yokluk’ta...
Orada dudaklar konuşmaz, kulaklar duymaz ezan seslerini, Kur’ân’ı...
Kalpler konuşur sessiz sesleriyle, kalpler duyar.
Bilemezsiniz safların nerelere ulaştığını, sonsuz seccadelerde...
Herkes aynı anda kıyamda, rükûda, secdede...
İşte Huzur Namazı’nın İmamı’nın Ruhu namazda; tacıyla değil, kefye ile.
Neden tahtta tacıyla, namazda kefye ile var mı bilen?...
Neden arkasında iki Nebî’nin Ruhu her namazda?
Bunlar 3’ler değil mi yoksa?
İşte bunlar 7 kutup değil mi bembeyaz sarıkları, cübbeleri...
İşte önde 2, arkada 7 veziri Mehdi Aleyhisselâm’ın,
Siyah cübbe, kürk yakalı, çapraz altın sırmalı kırklar,
Sarı cübbeli, onarlık yedi sıra yetmişler,
Sonra bir renk cümbüşünde saflar, saflar...
Bunlar mihenk taşıdır erenlerin,
İndi İlâhi’de kâinatın yokluğa ulaştığı yerde.
Tariflerin bittiği, iddiaların bittiği,
Kalp gözlerini Allah’ın tasdik ettiği yerde...
İmam İskender Ali M İ H R


